Sarper Türkdoğan`la Uzay Yolculuğu
  GAZETE
 

'Sanal profesör' 600 bin euro çarptı

 
 
Erhun GEYİSİ/PARİS (DHA)
 
Fransa'da uyanık bir memur, bundan tam 15 yıl önce, kağıt üzerinde üniversitede çalışıyormuş gibi gösterdiği sanal bir profesör yaratıp, ayda 4 bin euro maaş bağladı. Aradan geçen sürede de yaklaşık 600 bin euro(Yaklaşık 1,1 milyon YTL) tutarındaki "sanal profesör"ün maaşını da kendi hesabına aktardı. Ancak gecikmeli de olsa bu tuhaf durumu farkeden biri çıktı.

Fransa'nın başkenti Paris yakınlarındaki Seine Saint-Denis banliyösünde bulunan Marne-la-Vallue Üniversitesi’nin muhasebesi, 2006 yılı sonunda farkettiği ‘tuhaf’ bir maaş bordrosunun, aslında büyük bir dolandırıcılık hikayesinin bir parçası olduğunu tahmin edemedi. Çünkü, bölge idaresinin ‘hazine’ departmanında çalışan bir kadın memur, bundan tam 15 yıl önce, kağıt üzerinde Marne-la-Vallue Üniversitesi’nde çalışıyormuş gibi gösterdiği sanal bir profesör yaratmış ve kendisine ayda 4 bin euro maaş bağlamıştı. 15 yılda yaklaşık 600 bin euro’luk servet değerindeki maaş tutarını kendi hesabına aktaran "sanal profesör" şimdi gözaltında.

HER DETAYI DÜŞÜNMÜŞ

Dolandırıcının, yarattığı "sanal profesör"ün bir senarist gibi 15 yıllık kariyerini planlaması ve hiç bir detayı gözden kaçırmaması da dikkat çekti. Profesörü kimi zaman uluslararası akademik ziyaretlere çıkararak ek ücretler sağlayan dolandırıcının, dönem dönem tüm profesörlere yapılan zamlardan da faydalandığı ortaya çıktı. Dolandırıcı memur, böylece tam 15 yılda 600 bin euro’luk maaşı önce sanal profesörün hesabına, sonra da kendi hesabına aktardı.

NASIL BANKA HESABI AÇTIĞI ARAŞTIRILIYOR

Hikayenin henüz açıklanamayan en ilginç kısmıysa, dolandırıcının nasıl olup da hukuken varlığı bile sözkonusu olmayan birisine banka hesabı açabildiği. 2006 yılının son günlerinde başlayan soruşturmanın ardından 23 Ağustos 2007 Perşembe günü gözaltına alınan ve yarın mahkemeye çıkması beklenen memurun bu konuya ilişkin anlatacağı detaylar merakla bekleniyor.

 
 Gündem
 
Önceki Haber     Sonraki Haber
 

İşte özlenen dostluk eli

27 Ağustos 2007
 
Hurriyet.com.tr / ÖZEL HABER
 


Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Yunan Tarım ve Gıda Bakanı Evengelos Basiakos’u telefonla aradı.
Konuşmasına “Sevgili kardeşim” diye başlayan Pepe, geçmiş olsun dileklerinden sonra, telefonun ucundaki Yunanlı Bakana, “Orman yangılarınız için yardıma ihtiyacınız var mı?” diye sordu.
Bakan Basiakos’un yanıtı, “Evet” oldu, “Yangın söndürme uçaklarına ihtiyacımız var.”
Bunun üzerine Orman Bakanı Pepe, Türkiye’nin elindeki en etkili CL 215 tipi amfibi yangın söndürme uçağını Yunanistan’a yolladı.

TAKİ BERBERAKİS Atina


Yunanistan'da Mora yarımadasında 3 günde 61 kişinin ölümüne yol açan orman yangınları, söndürme çalışmaları için çeşitli ülkelerden gelen yardımlara karşın hâlâ kontrol altına alınamadı. Şu ana kadar yanan ormanlık arazinin 100 bin hektarı aştığı açıklandı. Yangın dünyada son 150 yılda en çok can kaybına yol açan orman yangınları arasındaki yerini aldı.

AVRUPA BİRLİĞİ YOLUNDA ARZULADIĞIM ANAYASA

Türkiye Cumhuriyeti üniter devletine bağlı, Atatürkçü, Kişi hak ve özgürlükleri bireyin elinde tutan, inanç özgürlüğünü savunan ve dinin istismarını engelleyen, özel hayata saygılı, eğitimi destekleyen, teknolojik gelişmelere açık düşünce özgürlüğü sağlayan, sosyal hayat ve evlilik kurumunu destekleyen, kişilere eşit maddi imkanlar ve eşit seyahat özgürlüğü sağlayan, kıt olmayan ekonominin eşitçe bireylere dağıtılmasını öngören, kişilerin düşüncelerinin 3.tüzel kişilerce değerlendirilmesinde kul hakkının korunmasına önem veren, mümkünse düşünce okumayan bir devleti destekleyen, barışçı çıkarları savunan, özgür silah sistemleri satışını destekleyen, bu dünya dışı varlıklarla savaştan kaçınan bunu yaparkende kişilerin can,ırz ve hak,özgürlüklerini koruyan, sporcuya ve sanatçıya devlet yardımı yapan, hukukun kul kakkını korumasını kolaylaştıran bir anayasa bekliyorum.

Yerli spor otomobil Etox görücüye çıkıyor

Türkiye'nin ilk yerli spor otomobili Etox'un tanıtımı 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda İstanbul'da yapılacak. Fenerbahçe için özel olarak üretilecek Etox'un tanıtım filminde Rıdvan Dilmen oynayacak

ANKARA AA


Yerli spor otomobil "Etox"un tanıtımı 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda İstanbul'da yapılacak.
Ertex Oto Dekorasyon Genel Müdürü Ercan Malkoç, Türkiye'nin ilk yerli spor otomobilini üreterek hayalini gerçekleştirdiğini, buna herkesin sahip çıkması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin ilk otomobilini (Devrim) 1965 yılında yaptığını hatırlatan Malkoç şunları kaydetti:
"Koreliler ilk kez 1970'te otomobil ürettiler. Şu anda milli gelirlerinin yüzde 80'ini otomotiv sektörü oluşturuyor. Elâlem uzaya çıkıyor, biz hâlâ otomobil üretmeyi tartışıyoruz. Biz Osmanlı'nın torunları, Atatürk'ün çocuklarıyız. Bu ülke için bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Etox'u geliştirip ürettik."
 

"HÜRKUŞ" uçak projesine devam edilecek

Yeni Haber
Tamamen Türk mühendislerinin tasarlayarak geliştirdiği Türk Başlangıç ve Temel Eğitim Uçağı'nın (HÜRKUŞ) ön değerlendirme tasarım toplantısı yapıldı. Toplantıda projenin yeni aşaması olarak kritik tasarım çalışmalarına devam edilmesine karar verildi.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi Anonim Şirketi'nin (TUSAŞ) açıklamasına göre, Mart 2006'da SSM ile TUSAŞ arasında imzalanan anlaşma ile yürürlüğe giren program çerçevesinde, özgün bir eğitim uçağı prototipinin tasarlanması, geliştirilmesi, test ve doğrulamasının yapılması, üretiminin ve sertifikasyonunun gerçekleştirilmesi ve sisteme ait teknik veri paketinin oluşturulması hedefleniyor.

Çinli madenciler kömür yiyerek 6 gün yaşadı -ÇİN'DE MAHSUR KALAN 2 MADENCİ KÖMÜR YİYEREK HAYATTA KALDIKLARINI ANLATTI PEKİN (A.A) - 28.08.2007 - Çin'de çöken bir madende mahsur kalan iki kardeş, kömür yiyerek ve idrarlarını içerek hayatta kaldıklarını anlattılar. Meng Xianchen ve Meng Xiahyou adlı kardeşler, Fangshan bölgesindeki madende çalışırken 18 Ağustosta ocağın çökmesiyle mahsur kaldılar. Madenciler, kazadan iki gün sonra arama çalışmalarına son verilmesi üzerine, 6 gün sonra bir tünelden dışarı çıkmayı başardılar. Madencilerden Xianchen, Beijing News'a yaptığı açıklamada, başlangıçta hiçbir şey hissetmediğini, daha sonra dayanamayacak kadar acıktığını belirterek, ''Bir parça kömür yedim ve bana gayet kokulu geldi'' dedi. Madende buldukları iki şişeye idrarlarını doldurup içtiklerini anlatan madenci, idrarı içtikten sonra içlerinden ağlamak geldiğini anlattı. (REU-ATK-MCT) 08:46 28/08/07

Kapak Güzeli UZAY TEKNOLOJİSİYLE GENÇ KALMAK MÜMKÜN
BU BAYAN 43 YAŞINDA AMA 18LİK GÖSTERİYOR

Evrenin akıllı yaratıkları sadece bizler miyiz?

 
 
Prof.Dr Cengiz Yalçın
 
Bilim ve teknolojinin gelişmesi evrenin yaradılışı ile ilgili,örneğin büyük patlama gibi,modelleri tartışma konusu yapmıştır.Fizik kanunları zamanın ve uzayın başlangıcını bu olaya bağlar.Büyük patlamadan önce zaman ve uzay varmıdır?

Sorusu her türlü spekülasyona açık metafizik bir problemdir. Zaman ve uzay gerçekten büyük patlama ile ortaya çıktı ise evren bu andan itibaren nasıl gelişmiştir sorusuna   fizik ve kozmoloji hiçbir şüpheye yer vermeyecek açıklamalar getirmiştir. Optik teleskoplarla başlayan uzayı inceleme radyo teleskopların keşfi ile evrenin karanlıklarından gelen sinyalleri yakalamaya ve yorumlamaya dönüşmüştür.Bu ise ortaya çok ilginç bir sorunun atılmasına neden olmuştur.

Acaba evrende tek akıllı yaratık insan mıdır? Bizden başka akılı yaratıklar varmıdır? Onlar ile haberleşebilirmiyiz?UFO'ları gördüğünü ileri sürenlerin deneyimleri gerçekle ne kadar örtüşür?

Bilinen fiziksel koşullara rağmen yaşamın gezegenimizde nasıl meydana geldiği sorusu henüz daha yanıt bulamamıştır. Yaşam bizim kavrayamayacağımız formlarda oluşabilir. Evrenin derinliklerinde yaşamı oluşturan koşular iki güç sorunun yanıtlanması ile açıklığa kavuşabilir:

1-Dünyadakine benzer koşulların kozmosta oluşma sıklığı ne kadardır?
2-Optimum yaşam koşulların sağlandığı ortamda canlıların ortaya çıkma şansı nedir?

Birinci sorunun yanıtı yaşama uygun gezegenlerde  canlılık oluşabilir. Ancak gezegende egemen olan  örneğin kütle-çekimi,sıcaklık, gibi fiziksel ve kimyasal şartlar canlılık için uygun olsa bile böyle bir gezegende canlılığın oluşma şansı nedir? Bu konuda biyoljistler arasında tam bir görüş birliği yoktur.1996 yılında bilim çevrelerini boşuna umutlandıran bir keşif yapıldı. Komşu gezegenden kaynaklı olduğu sanılan bir metoreoitte organik kökenli bir fosil bulundu. Fosilin bulunuşu canlılığın ancak gezegenimizdeki koşullara benzer koşullara sahip ortamlarda oluşacağı iddiasına şüphe düşürdü. Marsta gerçekten bir zamanlar canlılık ortaya çıkmış olsa bile en ilksel formda sürmüş olabilir ve çok kısa bir zaman içinde ortadan kalkmışa  benzer. Yerküre biyosferi  canlılığın oluşmasını sağlayan bir yapıya sahiptir. Ancak akıllı yaşamın nasıl oluştuğu gerçek bir problemdir. Bilim,canlılığın akıllı yaşama doğru evrimi doğa kanunlarının belirlediği süreçlere bağlar.

Evrimi geri çevirip yeniden başlatmak mümkün olsa, hangi noktada duracağını veya yok olacağını  veya evrimini hangi doğrultuda sürdüreceğini kestirmek olanağı yoktur. Hiç şüphesiz tüm hayvanların gözleri,burunları olacaktır,evrim teorisyenleri çevre ile ilişki kuran bu organların o veya bu şekilde oluşmasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürerler. Acaba evrimselleşme ile her zaman akıllı yaşama ulaşmak olasılığı varmıdır? Evrimsel biyoloji uzmanı Ernst Mayer'e göre  canlıların bir akla sahip olması evrimselleşmenin genel bir özelliği değildir.Canlıları akıllı olmaya götüren farklı bağımsız evrimsel yollar yoktur. Bu yokluğun çeşitli mantıksal nedenleri bulunabilir.Akıllı yaşam bir kere oluşmaya başladığında  ve belli bir eşik değeri aştığında biyosferi kontrol eder ve artık doğal seçim kuralları egemenliğini sürdürmede zorlanır. Şayet akıllı yaşam kendini ortadan kaldıracak eylemlerin içine girmez ise durum sürdürülür. Bir kere meydana gelmiş akıllı yaşamın yok olup  tekrar evrimselleşme şansı yoktur. Çok basit ilkel canlılık oluşsa bile bunun evrimselleşme ile akılı yaratıklar kadar uzanma şansının ne olduğu bilinemez. Belki de ilkel canlılar evrimselleşmenin belli bir aşamasında ortadan kalkabilirler. Akıllı yaratıkların oluşması,evrimselleşme sürecinde ard arda gelen ve çok nadir rastlantısal olayların bir sonucu olabilir. Büyük bir olasılıkla galaksimizde Dünyadan başka bir adreste akıllı yaratıklar evrimselleşmemişlerdir. Bu olasılıkları hiçbir neden gösterilmeden yadsımak bilimsel yaklaşıma inanmamak anlamına gelir.

Galaksimizde Güneşten  birkaç milyar sene daha yaşlı yıldızlar vardır. Eğer bu konumlarda canlılık ve evrimselleşme akıllı yaratıklar ile son bulduysa, bizler bu uzaylılardan şimdiye değin neden hiçbir sinyal alamadık? Bu gözlem canlılığın evrimselleşme sürecinde mutlaka akıllı yaratıklara sonlanmadığını veya sonlansa bile bunun çok ender bir evrimselleşme olduğunu  kanıtlar. Akıllı yaratıkların yani insan türü canlıların oluşmasının ender rastlanan bir olay olduğunun diğer bir kanıtı, Güneş sisteminin yaşı ile ilgilidir.Fizik kanununları ve astronomi gözlemleri Güneşin ömrünün yarısını idrak ettiğini gösterir. Buradan Güneş sistemi içinde yani yerküre de insan oluştuğuna oluştuğuna göre, akıllı yaratıklar en az güneşin hesap edilen yaşının yarısı kadar bir zaman içinde oluştuğu sonucu çıkar. Diğer taraftan akıllı bir yaşamla son bulan evrimselleşmenin hesap edilen zamanı ,güneşin hesap edilen  yaşından çok daha uzundur.Buna göre yerküre üzerinde, akıllı yaratıklarda son bulan bir evrimselleşmenin mümkün olmadığı görülür. Buradan çıkartılan sonuç, yıldızların yani diğer bir değişle enerji kaynaklarının fizik kanunlarına göre hesap edilen yaşları ile evrimselleşme süresi arasında bir ilişkinin olmadığıdır. Dünya üzerinde akıllı yaşamı oluşturan evrimselleşme  kısa sürmüştür.

Bu nedenle  kozmik coğrafyada Dünya akıllı yaratıklara sahip olma özelliği ile çok nadir bir oluşumu temsil eder. Şayet evrenin derinliklerinde orada burada herhangi bir yerde akıllı yaşam meydana gelmiş ise haberimiz olurdu.

Kozmik bir adreste akıllı yaşam olasılığını düşünmek bir hayal olduğu gibi bu adreste yaşayanların kendi varlıklarını bizlere bildirmek gibi bir projeleri de olmayabilir. Her iki olasılıkta %50 oranında gerçekle örtüşebilir.Hiç bir sinyal almayışımız onların var olmadıklarını kanıtlamaz. Pek çok gözlemevi ve uydulara yerleştirilen antenler, uzun bir süredir en ufak umut verici bir işaret olmamasına rağmen akıllı uzaylılardan gelecek sinyalleri duyabilmek için gece gündüz sabırla beklemektedirler. Uzayda canlılık varsa,mutlaka organik kökenli olması,yani karbon ve hidrojen atomlarından yapılmış olması gerekir.Bizler ancak öyle bir canlılığı tanımlamışızdır.

Böyle bir canlılık gerçekten Dünyamızdakine benzer bir evrim sürecinden geçerek akıllı yaşamı oluşturmuş ise var oluş sinyallerini radyo  frekansları ile yayarlar. Bu sinyaller evrenin derinliklerinde yayılırken onları sabırla bekleyen hassas teloskoplarımızın antenlerine düşerler.Radyo frekans aralığında en az enerji tüketerek yayınlanacak sinyallerin dalga boyları 18-21cm arasında değişir. 18 cm dalga boyu OH  iyonuna 21cm H atomunun yaydığı elektromanyetik dalgalara ,yani sinyallere tekabül eder. Bilindiği gibi OH iyonu ile H atomunun birlikteliği su molükülüdür. Şayet antenlere dalgaboyu bu aralıkta olan sinyaller düşerse yayının yapıldığı kozmik adreste su yani canlılığın ilk şartının oluştuğunu gösterir. Şayet 1,3,5,7,11.13,17,19,23,29 cm boyunda sinyaller,bunlar asal sayılardır, hiçbir şekilde doğal kaynaklı olamazlar, yani su veya diğer başka bir molekül bu dalga boylarında sinyal yayınlamaz. Bu ise sinyalin yayınladığı kozmik coğrafyada akıllı yaşamın  yani bilimsel ve teknolojik bir kültürün oluştuğunu kanıtlar. Yazılı ve görsel basında yer alan ve Hubble teleskopuna düşen ve suyun var olduğu sonucunu doğuran sinyalin hikayesi budur.Bu  UFO'ları görmekten veya gördüğünü iddia etmekten çok farklı bir olaydır.Fiziksel kanıtlara dayanır.

ustralyalı manken Elle Macpherson, 43 yaşında olmasına rağmen m

Bu güneş sisteminin su buharı okyanusları 5 kez doldurabilir!


      NASA’NIN Spitzer Uzay Teleskopunu kullanarak gözlem yapan bilim adamları, su buharı dünya üzerindeki okyanusları 5 kez dolduracak yoğunlukta bir güneş sistemi gözlemlediler. Yeni güneş sistemi, bir sanatçının fırçasından çıkmış derinlikte görünüm veriyor.
      Bilim adamları dünyamıza 1,000 ışık yılı uzaklıkta bulunan Samanyolunda belli belirsiz görünen ilkel yıldıza IRAS 4B adını verdiler. Bir ışık yılı yaklaşık olarak 6 trilyon mile eşdeğer (10 trilyon km). Yaşam için gerekli bileşenleri içeren havaya sahip bu gezegenin varlığı bilim adamlarının başka gezegenlerin de varlığına inandırdı
.

BU İNSANLAR YUKARI NEDEN BAKIYORLAR?

 

EVRENİN YÜKÜ NEDİR?

BUGÜN GÜNÜMÜZDE BİRÇOK HASTALIKLARIN SEBEBİ EVREN YÜKÜ DENİLEN BİR KAVRAMLA İLİŞKİLENDİRİLMEKTEDİR. YERÇEKİMDEN KURTULAN KİŞİLERİN KENDİLERİNİ DAHA GENÇ VE SAĞLIKLI HİSSETMESİ MÜMKÜN OLABİLECEK UZAY YOLCULUKLARI BİRÇOK HASTALIĞIN TEDAVİ EDİLEBİLMESİNİ SAĞLIYABİLECEKTİR. EVREN YÜKÜ KATSAYISI DÜŞEN BİR İNSAN KENDİNİ TÜY KADAR HAFİF HİSSEDER. MORALMEN DÜZELİR.ÖZELLİKLE AĞIR KİLOSU BULUNAN İNSANLAR RAHAT EDERLER.UZAY TABANINDAN UZAKLAŞTIKÇA VE UÇURTMA ŞEKLİNDE OLAN BÜYÜKTAKIM YILDIZLARI SİSTEMİNE YAKLAŞTIKÇA İNSAN HAFİFLER. BU UÇUTMA ŞEKLİNDE OLAN YILDIZ SİSTEMİNİN ARKASINDA NE OLDUĞUNU BULABİLİRMİYİZ?BUNUN İÇİN TÜRKİYE GİBİ ÜLKELERİN UZAY GEMİLERİ İNŞA ETMESİ ÇOK ÜTOPİK BİR OLAYMIDIR? 

İNSANIN İÇİNE SIZAN BİR UZAY IRKINDAN SÖZEDİLİYORDU

Digital Signal Processing Dersi alan Elektronik Mühendisleri bilirler.Herşeyi dijital kodlarla modellemek ve gerçeğine yakın halinde veri olarak depolamak mümkündür. Ya bununa muktedir olan bir uzay ırkı var ise ve insanın düşüncelerine sızma yeteneği ve hatta hastalık verme yeteneği var ise, bunu yaparkende dijital kodlama sistemindeki gibi esnek şekil ve modellere girebilmekteyse ve insan ırkının sonunu getirebilecek işler yaptıysa. Bu yaratıklara Allah huzurunda şahit olabilirmiyiz. Belki çok azına.


      Amerikalı ve İngiliz astronomlar, yeni bir teknikle uzayın şimdiye kadarki en parlak görüntülerini elde ettiler.
      California’daki Palomar Dağı’nda bulunan gözlem evinden, görüntüleri belirginleştiren "uyarlamalı optik" yöntemiyle elde edilen fotoğrafların, yörüngedeki Hubble uzay teleskobuyla görüntülenenlerden iki kez daha net olması dikkat çekiyor.
      İngiliz Cambridge ve Amerikan California Institute of Technology (Caltech) üniversitelerinin ortaklaşa çalışmasıyla ortaya çıkan ve "Lucky" adı verilen yeni sistem, şimdiye dek geliştirilen en hassas ışık algılama sistemini kullanıyor. Bu sistemde çok düşük elektriksel parazite neden olan özel bir yonga kullanılıyor ve bu da görüntüde çok daha fazla ayrıntı sağlıyor.
      Yeni sistemde ayrıca atmosferik bozulmanın başlayıp durmasını ayırt edebilen bir yazılım sistemi de kullanılıyor.
      Lucky adlı sistem geliştirilmeden önce yörüngedeki Hubble uzay teleskobunun çektiği görüntüler, atmosferin bozucu etkisinden ötürü yerde kurulu teleskoplarla elde edilenlerden çok daha net oluyordu.

Yeni Haber
Rusya'da aynı gün, iki uçağın mürettebatı Moskova semalarında bilinmeyen cisim gördüklerini illeri sürdü.

Moskova'dan havalanan iki uçaktan kuleye gökyüzünde büyük cisimler gördükleri anonsu yapıldı. Rus yetkililer, pilotların gökyüzünde Tanımlanamayan Uçan Cisimler (UFO) görmüş olabileceğini söylüyor.

Rusya Ulaştırma Bakanlığı'ndan bir yetkili, İnterfax Haber Ajansı'na 2 Eylül günü iki uçağın mürettebatının Moskova semalarında bilinmeyen cisim gördüklerini bildirdi. Yetkili" 2 Eylül'de yerel saat ile 18:36 sularında Moskova'daki Şeremetyeva Havaalanı yakınlarında Tu-134 uçağın mürettebatı tarafından 2100 metre yükseklikte cisimler gördükleri şeklinde kule bilgilendirildi." Dedi.

Rus yetkili." Aynı gün 18:44 sularında Boeing-737 uçağının mürettebatı 4500 metre yükseklikte kırmızı renkte büyük küreler gördüklerini söylediler" ifadesini kullandı.

Her iki uçağın pilotlarının yönlerini değiştirmeyerek normal seferlerine devam ettiği kaydedildi.

Japon uydusunu taşıyan Rus roketi düştü

Yeni Haber
Japonya'ya ait iletişim uydusunu taşıyan Rus yapımı 'Proton-M' roketi, Kazakistan'daki Baykonur Uzay üssünden fırlatıldıktan kısa süre sonra düştü.

Rus Ria Novosti ajansının haberine göre, kalkışından kısa bir süre sonra arızalanan ve Japon iletişim uydusu JCSAT-11'i taşıyan Proton M roketi, Kazakistan'ın Djesskazgana şehrine 40 kilometre mesafedeki kırsal alana düştü.

Rusya Uzay Dairesi (Roskosmos) yetkilileri, roketin, Kazakistan'la yapılan kontrat kapsamında Rusya'dan kiralandığını, düşme sebebinin, motordaki bir arızadan kaynaklandığını bildirdi. Olayda can ve mal kaybı yaşanmadı. Yetkililer, "Ekiplerimiz kaza yerine vardı ve durum değerlendirmesine başladı. Fırlatma sigortalanmıştı ve zarar sigorta şirketleri tarafında karşılanacaktır" açıklamasını yaptı.

JCSAT-11 taşıyan Rusya Proton-M taşıyıcı-roketi, yerel saatle 02:43'de fırlatıldı. Roketteki arıza ise fırlatmadan 139 saniye sonra 76 km yükseklikte ikinci kademe motorların çalıştırılması sırasında gerçekleşti. JCSAT-11 uydusu, 15 yıl süreyle iletişim ve yayın amaçlı olarak tasarlanmıştı.

Kazanın ardından Rusya'daki yetkili makamlar, Proton M tipi tüm roket taşıyıcıların kullanımını durdurdu.

Benzer bir kaza geçtiğimiz yıl, Belarus uydusunun uzaya fırlatılışı sırasında yaşanmıştı. Belarus'un Belka uydusunu taşıyan Rus 'Dnepr' tipi roketi, fırlatmanın 86. saniyesinde motorları durarak Kazakistan sahasına düşmüş, 1.1 milyon dolar değerinde maddi hasar meydana gelmişti.
Kazakistan, Baykonur uzay üssünü 2050 yılına kadar kiralayan Rusya'dan her yıl 115 milyon dolar gelir elde ediyor.

 

Fırtına dünyada böyle esti!

 

Opportunity görev başında!

NASA’nın Mars’a 3 aylığına gönderdiği ancak 43 aydır görev başında bulunan robotlarından Opportunity, görevinin bilimsel açıdan en zengin bölümü olan Victoria Krateri’ne inişine başladı.


12 Eylül 2007 Çarşamba


 

 

NASA’dan verilen bilgiye göre, Opportunity, yörüngedeki Odyssey uzay aracını röle olarak kullanarak Dünya’ya bilgi gönderiyor. Bu veriler ışığında bir golf aracı büyüklüğündeki robota kumanda eden NASA mühendisleri, Opportunity’yi önce altı tekerleği kraterin duvarında olacak şekilde 4 metre ilerlettiler, ardından da 3 metre kadar geri manevra yaptırdılar.

 

Aracın güvenli şekilde dev kratere inmesi ve burasının da son görev yeri olmaması için kraterden çıkışının güvence altında olması amacıyla robota böylesine bir manevra yaptıran NASA mühendisleri, Opportunity’nin 12 metreyi aşkın bir yolculuğun ardından krater tabanına ulaşmasını planlıyorlar. NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı’ndan Mars robot projesi yöneticisi John Callas, bu yaptıkları manevradan öğrendiklerini değerlendireceklerini ve Opportunity’nin kratere kazasız belasız inebilmesini planlamak için bu bilgiyi kullanacaklarını belirtti. Önümüzdeki günlerde robotun cihazlarını kontrol edecek ve inişe kumanda için gerekli komutları gönderecek mühendisler, inişin birkaç gün süreceğini belirtiyorlar.

Opportunity, kraterin tabanına ulaştıktan sonra başlayacağı uzun soluklu misyonu sırasında, parlak bir kaya tabakası bulunan ve atmosferi ile yüzeyi arasındaki etkileşimin milyonlarca yıl öncesine ait kanıtları bulunduğu tahmin edilen bu kraterin içindeki bir tepede kaya katmanlarını inceleyerek görevine başlayacak. NASA’nın 3 aylığına Mars’a gönderdiği, ancak 43 aydır görev başında bulunan ikiz robotlar Spirit ve Opportunity, iki ayı aşkın süredir devam eden şiddetli toz fırtınalarını sağ salim atlatmışlardı. NASA yetkilileri önceki gün, uzun süredir devam eden toz fırtınasının şiddetini yitirmesi ve havanın açmasının ardından çıkan hafif rüzgarın ikiz robotların güneş panellerindeki tozları temizlediğini ve bataryalarının tam güçle dolmasını sağladığını belirtmişlerdi. Yeri dolayısıyla toz fırtınalarından ikizi Opportunity kadar etkilenmeyen Spirit adlı diğer robot ise adına "Home Plate" (Yurt Düzlüğü) denilen ve lav ile su karışımı bir toprağın kanıtlarının yer aldığı kaya katmanından oluşan bölgede uzun süredir bulunuyor.

 

Mars robotu dev kratere inişe başladı

Yeni Haber

NASA'nın Mars'a 3 aylığına gönderdiği ancak 43 aydır görev başında bulunan robotlarından Opportunity, görevinin bilimsel açıdan e
 
  Bugün 6 ziyaretçi (31 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=