Sarper Türkdoğan`la Uzay Yolculuğu
  İLK
 
yeni haber Giriş Saati : 11.12.2010 14:01 Güncelleme : 11.12.2010 14:13 NASA uzmanları, 2012'de son 50 yılın en parlak Kuzey Işıkları'nın izlenebileceğini açıkladı. 2007'den beri şiddeti artan Kuzey Işıkları'nın 2012'de zirveye ulaşması bekleniyor. Buna Güneş'in manyetik çevriminin maksimuma ulaştığı evre olan Güneş Maksimumu neden olacak. Yani Güneş'in güneş ekvatorundatki manyetik alanı güneş kutuplarındakinden hafiften daha hızlı dönecek. Güneş döngüsü bir Güneş Maksimum'dan diğerine yaklaşık 11 yılda gerçekleşiyor. Bu sayı 9 ila 17 yıl arasında değişiyor. Son Güneş Maksimumu 2000'de gerçekleşmişti ve NASA uzmanları 2012'de bir sonrakinin gerçekleşeceğini ve 1958'den beri en şiddetli sürecin yaşanacağını tahmin ediyor. NASA uzmanları 2012'de Kuzey Işıkları'nın en az Roma'nın güneyinden bile görülebileceğini düşünüyor. RENKLER ŞİDDETLENDİ İzlandalı fotoğrafçı Orvar Thorgiersson, Kuzey Işıkları'nın şiddetinin artışını belgelemek üzere başlatılan bir projede yer alıyor. Düzenli olarak son dört yıldır sıfır derece altında sıcaklıklarda çalışan 35 yaşındaki fotoğrafçı, 2007'deki Kuzey Işıkları'nın daha zayıf olduğunu fotoğraflamış. 2008'de Kuzey Işıkları'nın yoğunluğunun ve renklerinin daha fazla şiddetlendiği görülüyor. Orvar, "2012 en iyisi, en parlağı olacak ve uzun bir süre izleme fırsatımız olacak. Artık ışıklar geceleri kitap okumanızı sağlayacak kadar parlak. Ay'dan daha parlaklar. Ama 2012'de Güneş fırtınasının Dünya'da yarattığı görsel şölen karşısında tam anlamıyla dehşete düşeceksiniz. Bu daha önce gördüğünüz hiçbir şeye benzemeyecek" diyor. CEP TELEFONLARI ÇALIŞMAYABİLİR Güneş'teki reaksiyonlarla yayılan enerji ve ışık gezegenin yüzeyinde görülebilen hipnotize edici bir etkiye neden oluyor. Kutup bölgelerinde daha görünür oluyor, çünkü muazzam miktarlarda yüklü parçacık bir araya toplanıyor. NASA daha önce de 2012'de yaşanacak Güneş fırtınalarının teknolojiye çok bağımlı hale gelen insan yaşamını olumsuz etkileyeceği, enerji kesintilerinin meydana gelebileceği ve cep telefonlarının bile çalışmayabileceği uyarısında bulunmuştu.

AĞLAMAK ŞARKISI


Seni ağlarken göreyim
Sevinçden öleyim
Yıldızlara sorsamda
Beni bir ben bileyim

Esirin olursam
Daima ağlamam gelir
O yüzden benim sevdiğimi bilme
Şarkımızıda duyma

Ağlamak yarınlara seninle birlikte
Daima hüzün olur gelecek nesille
Ayrı kalmamız kan ve şehveti önler
Daima aynı kalır sevgi ağlatır gibi

Gerçek "uzaylı" bulundu!

NASA’da görevli bilim adamları, dünya dışındaki yaşamın ilk örneğini bulduklarını bildirdiler.

10:10 | 07 Mart 2011

Gerçek uzaylı bulundu!

Companies Hope to 'Program' the Internet

The Open Network Foundation wants to let programmers take control of computer networks.


An Up-Close View of Seizures

Raumfährwell



Kızıl gezegende yaşam izi

Hürriyet Planet
7 Haziran 2011
 
 
Mars'ta yaşam var mı

ABD’li bir astronomi düşkünü, kızıl gezegen Mars’ın yüzeyinde “insanlar veya uzaylılar tarafından yapılan bir üs bulduğunu” iddia etti.

David Martines, uydu fotoğrafları kullanılarak oluşturulan Mars haritası üzerinde kızıl gezegenin yüzeyini inceleme fırsatı veren Google Mars programını kullanarak, gizli bir üssün koordinatlarını tespit ettiğini öne sürdü. Martines, “kazara bulduğunu” belirttiği fotoğrafın videosunu oluşturarak

 

Martines, keşfettiğini öne sürdüğü uzay istasyonuna “Bio Station Alpha adını verdiğini, çünkü orada birilerinin veya bir şeylerin yaşamış olduğuna inandığını” söyledi.

 

GİZLİ MARS ÜSSÜ BIO STATION ALPHA / Foto Galeri

 

Yakın çekim yapıldığu zaman uzun, buzlanmış, beyaz bir cisme benzeyen yapının koordinatları 49'19.73"N 29 33'06.53"W. Martines, “Bio Station Alpha, 215 metre uzunluğunda ve 45 metre eninde. Silindirik yapılardan oluştuğunu düşünüyorum” dedi.

 

UZAYLILAR TARAFINDAN YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN ÜS / WEB TV

 

UZAYLI YAŞAMINA AİT KANIT MI?

ABD’de büyük heyecan yaratan keşif, bazı basın organları tarafından gizli bir uzaylı üssü olarak kabul edildi, bazıları ise yapının uzaylı yaşamının kanıtı olduğunu savundu. Ancak analistler, beyaz bir cisme benzeyen görüntünün, uydunun kamerasını etkileyen kozmik enerjinin neden olduğu bir göz yanılması olduğunu belirtti.

 

Arizona Üniversitesi’nden Alfred McEwen, beyaz cismin “kozmik ışınların neden olduğu düz bir çizgiye benzediğini” belirtti.  Gezegen Görüntüleme Araştırma Laboratuarı direktörü McEwen, şu an Mars’ın yörüngesinde bulunan HiRISE (High Resolution Imaging Science Experiment) teleskopunun denetimini yapan isim.

 

MARS'IN YÜZEYİNDEKİ AĞAÇLAR VE GÖLLER / Foto Galeri

 

KOZMİK IŞIN YANILMASI MI?

Kozmik ışınlar, Güneş ve diğer yıldızlar tarafından uzayın derinliklerine saçılan oldukça güçlü enerji parçacıkları. McEwen, “Bu parçacıklar Dünya’nın koruyucu manyetosfer tabakası tarafından bloke edilir… Ancak manyetosferin dışındaki teleskoplarla çekilen görüntülerde, bu kozmik ışınların göz yanılmalarına neden olduğu bilinen bir şey. Bu durum optik ve kızılötesi görüntülerde de yaşanabilir” dedi.

 

Peki kozmik ışın nasıl göz yanılmasına neden oluyor?

 

Bir kozmik ışın kameranın görüntü sensöründen geçer ve nüfuz ettiği piksellere elektrik yükler. Eğer kozmik parçacık kameraya dar bir açıdan ulaşırsa, yoluna çıkan çok sayıda pikseli de etkiler. Bunun sonucunda, görüntüde parlak bir çizgi oluşur.

 

McEwen, “Programdan elde edilen görüntüyü JPEG formatına çevirdiğiniz zaman, fotoğraftaki gibi buzlanmış bir görüntü oluşur” dedi.

 

Gökbilimci, “Bu fotoğrafın Viking uzay aracı veya bir başkası tarafından çekilip çekilmediğini söyleyemem… Google’ı araştıran insanların araştırmalarını belgelemeleri lazım. Elde ettikleri bilginin kaynağını göstermeleri, böylece insanların ham kaynağı gözden geçirmelerini sağlamaları gerek” ifadesini kullandı.

Buzul çağı kapımızda mı?

Bilimadamları, Güneş'in beklenmedik şekilde uzun sürecek çok zayıf bir faaliyet dönemine girdiğini, bunun sonuçlarınınsa...

10:40 | 15 Haziran 2011
Buzul çağı kapımızda mı?

Amerikalı astronomlara göre, Güneş beklenmedik şekilde uzun sürecek çok zayıf bir faaliyet dönemine girdi.

Bu durumun dünyanın iklimini etkileyebileceğini belirten bilim adamları, güneşin uzun bir süre sükunet dönemine girdiğinin işaretleri olan, üzerindeki lekelerde belirgin bir azalma ve kutuplarına yakın bölgelerdeki faaliyetlerinde yavaşlama gözlemlediklerini belirttiler.

Bu alanda üç ayrı araştırma yapan ABD’nin Ulusal Güneş Gözlemevi ve Hava Kuvvetleri Laboratuvarı’nda görevli bilim adamları, Güneş’te 2008’de başlayan şu anki döngünün, yüzeyindeki lekelerin sayısı, içindeki faaliyeti, görünen yüzeyi ve tacıyla azami düzeye ulaşmasından, bundan sonraki döngünün çok yavaş olacağını düşündürdüğünün altını çizdiler.

Araştırmalardan birine başkanlık eden Ulusal Güneş Gözlemevinin direktör yardımcısı Frank Hill, "Eğer yanılmıyorsak, Güneş’in şu anki döngüsü uzun yıllar sürecek yavaşlama dönemi öncesindeki son azami faaliyeti" diyerek, bu olguyu "beklenmedik ve alışılmadık" olarak niteledi ve bunun uzayın keşfinden dünyanın iklimine kadar çok sayıda konuyu etkileyeceğini belirtti.

Geçmişte, Güneş’in uzun dönem zayıf manyetik faaliyete girdiğinde, Dünya’da da soğuma ve buzullaşma görülmüş, bu dönemler boyunca atmosfer soğumuş ve iletişim sistemlerini bozacak şekilde atmosferin büzülmesine ve kutuplarda manyetik fırtınalara yol açmıştı.

Amerikalı bilim adamları, birbirinden tamamen ayrı üç gözlemin de aynı sonuca işaret ettiğini ve Güneş üzerindeki leke döngüsünün bir kış uykusu dönemine girilmekte olabileceğini gösterdiğini söylediler.

Güneş üzerindeki lekeler her 11 yılda bir (bir döngünün süresi) artıyor veya azalıyor, iki döngünün sonunda manyetik kutuplar yer değiştiriyor.

Ancak bilim adamları, Güneş’in faaliyetlerindeki bu azalmanın, Güneş üzerinde hiç leke görülmediği 1645’ten 1715’e 70 yıl süreyle Avrupa’nın küçük bir buzul çağı yaşadığı dönemin ikincisine yol açıp açmayacağını kesin olarak bilmiyorlar.

Avrupalı araştırmacılar, Güneş’teki faaliyetlerin önemli biçimde azalmasının bile dünyada insanın neden olduğu karbondioksit salımının yol açtığı ısınmayı telafi etmeyeceğini belirterek, hesaplarına göre, geçmişte Avrupa kıtasının yaşadığı mini buzul çağında sıcaklıkların 0,3 santigrat derece düştüğünü, BM uzmanlar komisyonunun ise yüzyıl sonuna dek sıcaklık artışı öngörüsünün 3,7 ile 4,5 santigrat olduğunu vurguluyorlar.


 

Kabus görüntülendi

  • yeni haber
  •  
  • Giriş Saati : 17.06.2011 17:45
    Güncelleme : 17.06.2011 19:21

Gökbilimciler kara delik tarafından yutulan bir yıldızın son anlarını kaydetti.

Araştırmacılara göre, yörüngesi kara deliğin yakınından geçen yıldız yüksek çekim hızına kapılmış olabilir. Işığı bile yutan kara delikler ancak bir yıldızı içlerine çektikleri sırada görünür olabiliyor. Bu meydana geldiğinde yıldız önce muz şeklini ardından da disk şeklini alarak kara deliği çevreliyor ve sonra yutuluyor.

Son anlarında dünyaya doğru radyoaktif ışınlar yayan yıldızın uzayda bıraktığı iz, kara delik tarafından yutulmasından iki buçuk ay sonra hâlâ teleskopla görülebiliyor. Araştırmacılar Swift adlı uzay aracıyla yapılan gözlemlerin, önce içe doğru patlayan bir yıldızın yaydığı ışınlar olarak değerlendirildiğini ancak sonrasında çok nadir bir uzay olayıyla karşı karşıya olduğunun anlaşıldığını söylüyor.

Science adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmanın sonucunda, gözlenen patlamanın içe doğru patlayan bir güneşte gereken özellikleri sergilemediği ve tek bir patlama yerine dört saat boyunca dört kez patlama yaşandığının tespit edildiği belirtildi. Warwick Üniversitesi'nden Astrofizikçi Dr Andrew Levan ve çalışma arkadaşları, kendi yörüngesinde giden bir yıldızın kara delik tarafından yutulmasının çok nadir bir olay olduğunu söyledi.

Çoğunlukla galaksilerin merkezinde konumlandıkları tahmin edilen kara deliklerin kimi zaman gaz halinde maddeler tarafından çevrelendiği ve gazın deliğe çekilmesiyle birlikte ışığında yutulduğu sanılıyor. Ancak çoğu galaksinin merkezinde gaz bulunmuyor ve bu nedenle de dünyadan gözlenmesi mümkün oluyor.








 



The Largest Ocean in the Universe

 
Quasar

What's the Big Idea?

The word "ocean" doesn't quite do it justice. Two teams of astronomers have discovered an enormous reservoir of water in space that contains 140 trillion times the amount of water in all the Earth’s oceans combined. This reservoir is inside a quasar over 12 billion light years away.

As the light from this watery quasar took 12 billion years to reach Earth, the observations come from a time when the universe was very young--only 1.6 billion years old.

The discovery was made by scientists at the California Institute of Technology who used the Z-Spec instrument at the Caltech Submillimeter Observatory in Hawaii and the Combined Array for Research in Millimeter-Wave Astronomy in Southern California. The study was accepted for publication in the Astrophysical Journal Letters.

What's the Significance?

The discovery shows that water has been prevalent in the universe for nearly its entire existence. This not only tells us about the history of the universe, but also sheds light on the presence of one of space's most valuable natural resources. Water is not only a key ingredient for life. This resource could be used to enable further space exploration. For instance, it could propel a hydro rocket for a return trip back to Earth.

YouTube’da yayımladı

Dünya'nın kardeşi bulundu

Wired Science
6 Aralık 2011
Dünya'nın kardeşi bulundu

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Kepler “gezegen avcısı” teleskopu, atmosfer sıcaklığı Dünya’nınkine benzeyen yeni bir gezegen keşfetti.

 

NASA Ames Araştırma Merkezi’nden William Borucki, Kepler-22b adı verilen gezegenin yüzeyindeki sıcaklığın 21 santigrat derece civarında olduğunu belirtti.

 

Buna rağmen gök bilimciler, büyüklüğü Dünya’nın 2.4 katı olan Kepler-22b’nin coğrafi yapısı hakkında bilgi elde edebilmiş değil. Borucki, gezegenin sıkışmış buzul katmanlara, dağlık bir araziye yada okyanuslara sahip olabileceğini ifade etti.

 

Dünya’dan 600 ışık yılı (bir ışık yılı yaklaşık 10 trilyon kilometre) uzaklıkta olan Kepler-22b, yıldızı etrafındaki dönüşünü 290 günde tamamlıyor. 2009 yılında göreve başlayan Kepler teleskopu, bugüne kadar 2 bin 326 gezegen keşfetti.   

 

KÖMÜRDEN BİLE KARANLIK BİR GEZEGEN KEŞFEDİLDİ

 

DÜNYA'YA EN BENZEYEN GEZEGEN

iki faktör var… Birincisi, bulunduğu yıldız sisteminde yaşama olanak veren sıcaklığa sahip olmak için en uygun yerde bulunuyor… Bu sayede gezegendeki sıvı halde su bulunma olasılığı çok yüksek...”

 

“Bir diğer önemli faktör ise yıldız sistemindeki güneşin, kendi güneşimize çok benzemesi” dedi. Batalha, bu iki özelliğin, geçmişte keşfedilen gezegenlere kıyasla Kepler-22b’yi çok daha Dünya’ya benzer kıldığına dikkat çekti.


.
 
  Bugün 1 ziyaretçi (28 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=